Aynı Günün İki Farklı Köleden Hikayesi (Sir’s Little Toy)

0

Yazıya nasıl başlamalıyım bilmiyorum. Başlangıçlarda, tanışmalarda pek iyi değilim sanırsam. Şöyle bir deneyelim o zaman.

Efendim’in çağırdığı şanslı bir gün daha ama bu sefer daha özel. Efendim’in başka bir kölesi bana eşlik edecek. Her zaman heyecan verir bu bana. İstekleri ve arzuları için kendi yolunu takip eden güçlü bir kadın görürüm çünkü karşımda. Amacımız aynı, hizmet edip, memnun etmek.

Efendim gelirken kese kağıdı bulmamı istedi benden. Bunu duyduğumda “kolaydır ya hemen bulunur ne de olsa kese kağıdı” dedim kendi kendime. Bir saatten uzun zamanım vardı hazırlıklarımı tamamlayıp kese kağıdı aramaya çıktığımda. Nereye sorsam onlardan artık satmadıklarını söylediler bana. Zaman daralıyordu bende Efendim’e anlattım bulamadığımı ama bir fikrimin olduğunu. Kağıdı vardı sadece çanta şeklinde olanı yoktu. Efendimden izin istedim yapıştırıcı ve kağıdı almak için. Yoksa yok, o zaman ben yaparım. Yol boyunca youtube’dan kese kağıdı nasıl hazırlanır onun videolarını izleyip durdum. Sonunda Efendim’in yanına varmıştım. Soluklanıp işe koyulmak için izin istedim Efendimden. Diğer kızın gelmesine az kalmıştı. Diğer kızın gelmesine az kalması ve benim normalde böyle şeylerde çok beceriksiz olmam paniklememe yol açtı. İlk kese kağıdımız hazırdı. Biraz uzundu ve yapıştırıcısı tam tutmuyordu…

Efendim bana yapıştırıcı konusunda biraz yardım etti. Bu kendimi biraz daha rahatlamış hissetmeme yol açtı. Diğer kız varmıştı, ona kapıyı açtım. Heyecanımı gizlemeye çalışarak gülümsedim ve içeri davet ettim “Efendim seni bekliyor” diyerek sessizce.

İçeri girdi sakince. Efendim ona üstünü değiştirmesini bana da diğer kese kağıdını tamamlamam için emir verdi. İkimiz de “Emredersiniz” diyerek koyulduk görevlerimizin başına. İlk yaptığım kese kağıdından öğrenmiştim biraz nasıl yapılması gerektiğini. Bu sefer ki daha kolay oldu. Kese kağıdı yapmak isteyen herkese minik bir tavsiye: Bizimki kadar büyükse kağıdınız, ikiye bölmeniz daha işlevsel olur. Yoksa yapıştırması bile zor.

Bittiğine haber verdiğimde diğer kız Efendim’in ayaklarını öpüyordu. Efendim, bana da onun arkasına geçmemi emretti. “Öp” dedi ve kızın kalçasını öpmeye başladım. Bu noktada adrenalinin de etkisiyle her şey hızlandı benim için. Vücudumun ısındığını anımsıyorum ve sonra onun, elbisesini indirmek için doğrulmasını. Efendim “ben sana düzeltmeni söyledim mi!” diyerek (aksi söylenmedikçe verilen pozisyonda kalmamız şart) beni kenara itti ve onu yere yatırıp tokatlamaya başladı. Bu noktada gözlerimi sımsıkı kapatmış bekliyordum.

O böyle bir şey yapmadığını söylüyor, Efendim ise tokatlamaya devam ediyordu. İkimizi de domalttı Efendim yan yana. Kemerinin tokasının sesini duyabiliyordum. Bir ona bir bana vurmaya başladı Efendim. Sessiz olmam gerek biliyordum aksi takdirde darbeler daha da sert gelecek. Sessiz kalmaya çalıştım elimden geldiğince. Efendim ikimizi de doğrulttu. Kese kağıtlarını geçirmemizi ve beklememizi emretti.

Bir şey görmeden beklemek daha zor oluyormuş. Kese kağıtlarında tek açık yerler ağız kısımlarıydı. Ağzım açık bekledim ben de, susuz kalmış bir köpek gibi. O an nasıl hissettiğim ile ilgili bir örnek vermek gerekirse, sigarayı içinize çekmeden ağzınızda tutmanız gibi diyebilirim. Sigara içen biri değilim ama dumanıyla oynamak hoşuma gidiyor çünkü istediğim şekli verebiliyorum, istediğim kadarının çıkmasına izin verebiliyorum. İşte sigara dumanı gibi hissettim o an. Efendim’in ellerinde kullanılmayı aç bir şekilde bekliyorduk. İkimizin de ağzına girdi Efendim. Bir şey görememek beni daha da aç yapıyordu, bilememek ne olacağını ve bu kullanılmışlık hissi. Kese kağıdı ile güçlenen hiçlik hissi. Şuana kadar ne kadar değerli olduğunuzu söylüyor herkes size ama o an siz aslında bir hiç olduğunuzun farkına varıyorsunuz. Efendim’in kölesiyim, bir hiçim, bundan fazlası değilim. Baştan beri bana öğretilen şeyin daha da vücut bulmuş haliyim, yüzümün bir önemi yok, yani benim bir önemim yok. Efendim’in kullanması için küçük bir oyuncaktan öte değilim.

Efendim sonra bize yatak odasına gitmemizi emretti. Aylardır yalvarıyordum Efendim’e içime girmesi için. Uzanmamı emretti Efendim ve o an benden mutlusu olamazdı. Hem ağzımı kullanmıştı Efendim hem de vücudumu kullanacaktı. Bir köle olarak tamamlanmış hissettim o gün ben. Yol arkadaşımı tanımak da güzeldi.

Teşekkür ederim canım Efendim.

Köle adayı