Elmanın Sırrı

Adem ile Havva’dan tutun da, her masalda ya da efsanede karşımıza çıkan şu elmayı bilirsiniz veya elimizden eksik olmayan telefonların arkasındaki elma, o işte. Newton’un başına düşüp yer çekimi kanununu yazmasına vesile olan da, Pamuk Prenses’in boğazına takılıp uyumasına neden olan da o elma, Lanet olası elmalar, aslında onlar fedarellerden de beter; ama pamuk prenses lanet değil o iyidir. Okuyayım yakın zamanda hatta, hikayenin ana karakterine benzeyen bir kadına.

Masaldan da ötededir aslında elmanın sırrı, çok uzak olmayan 2. Dünya Savaşına gidelim. “Enigma” filminin de konusu olan, Alan Turing, bugün kullandığımız bilgisayarların babası olarak kabul edilir. Almanların şifrelerini çözecek bilgisayarı yapıp, savaşın kaderini değiştirmiştir. Tabii ki bu başarısı cezasız kalır mı? Kalmaz. Alan Turing, eşcinsel olduğu için ve o dönem İngiltere’de bu büyük bir suç olduğu için cezalandırılması gereklidir. Eşcinsellerin cezalandırılması için iki yol var. Birincisi; uzun süreli hapis cezası, ikincisi ise ilaç tedavisi ile kısırlaştırma.
Alan Turing, ikisini de kabul etmeyip, bir elmanın içine zehir enjekte eder ve bu elmadan ısırık alarak intihar eder.

İnsanoğlu, daha bu elmanın sırrını bile çözememişken, hayatın bütün sırrını çözmüş gibi takılan sözde dominantların doluştuğu bir BDSM camiası var Türkiye’de.

Eskiden ayda 3 yazı yazarken, bir süre sonra 1, şimdilerde ise hiç yazıya indirdim. İşte bunun sırrı sebebi bu camiadır. İki kelimeyi bir araya getirip cümle kurmaktan aciz insanlara ilham olmaktan bıktığımdandır. Bir süre es verip, acaba kopya çekmeden bir şey üretebilecekler mi diye izleme isteğim ağır bastığındandır. (Sağlam elmaları tenzih ediyorum.)

“Antikacı bağırmaz, hurdacı bağırır.”

Genelde malı kötü olanın sesi çok çıkar, onu satmak için debelenir, garip garip işler yapar (bkz:140journos’un BDSM Videosu) hurdacılardan uzak durun.

Sevgiler.