Hayattan Uzak Yalnız Kovboylar

0

BDSM ilişkileri içinde, dominant iddiasında olan insanlarda sıklıkla görülen; “ben hayatı ve insanları çözdüm ve bundan tiksiniyorum” bakışı. Bi’ yalnız kovboy tripleri, gizemli insan halleri. –Bu tavır satıyor çünkü. Bundan şikâyet etmek, “neden Türk dizileri bu kadar uzun ve kötü oluyor” deyip şikayet etmek gibidir. Satıyor çünkü. Bu modellerin alıcısı oldukça fazla Dünya’da.-

İnsanlarda evreler olur, insanları gerçekten çözmenin, bir bakış kadar kolay olmayacağını anlamak, önemli bir evredir. Örneğin çoğu insanın, kendi umursamadığı şeylerin, başkaları tarafından da önemli olmadığını varsaymak ve öyle davranmak gibi bir salaklığı var. Oysaki onun “umursamamak” olarak tanımladığı şey, farkına varmamaktan ibaret. İşte bu yalnız kovboylar, bahsi geçen o umursamazlık halini, hayata karşı bir duruş ve ne acıdır ki bir marifet sanırlar. Bundan dolayı da bunu değiştirmek istemezler, zaten istesen de değiştirebileceğin bir şey değildir, farkına varmaktan başlar. İnsanları anlamak ve çözmek, doğru empati yapmaktan başlar ve empati yapmak çok meşakkatli bir iştir.

Bunu yaptığında ise, hatırlayabildiği her olayda kendini o ana götürüp, o an karşısındakinin o durumunu anlasaydı, hayatına nasıl pozitif bir etki bırakabilirdi diye düşünür ve garip garip hallere girebilir. Geriye gidip, bunları düşünüp can sıkılabilir ama aslında bu anlar çoğu zaman ani oluşan durumlar olduğu için, doğru tepkiyi hızlı vermek çoğu zaman güç olur.

Tanıştığı, bir şeyler paylaştığı her insanın yerine, kendini o evrelerden sonra değilde, o an koymayı başarabilseydi beş dakika. Beş dakika onun gözleri ile bakabilseydi dünyaya. Onun için değiştirebilirdi dünyasını, güzelleştirebilirdi hatta. “pişmanlık” ama bir olaya, bir kişiye bağlı pişmanlık değil.
Tüm hayatı çözen kovboyun, çözemediğini çözdüğü andaki pişmanlığı. Atıyla dertleşmeler, ağzına artık kürdan koymamalar falan. -Psikolojisi bozulabilir kovboyun-

Bazen bu evreler onlarca yıl alabilirken, bazen hiç oluşamayabilir. Be amına kodumun neden bu kadar uzun sürüyor bu, ülkeler yıkılıyor, ülkeler kuruluyor o kadar sürede insan bi kendini anlayamaz mı? Diyenlerin karşısında, aslında bir sürü demagoji yapabilirim ama onun yerine derin bir nefes alıp, “uzun sürdü ama buradayım” demeyi tercih ediyorum. Hem daha havalı hem daha kolay. Evet uzun sürer bu konu, çünkü empati yapmamak kolaydır. Her olaya tek tek, her olay kahramanının gözünden bakmamak çok kolaydır. Kim bununla uğraşmak ister ki? Fakat o evre oluşur ve bundan kaçacak bir yer kalmadığını görür insan, çünkü oturduğun yer beline ağrı yapmaya başlar artık. Yastığı, yani ağrı yapan nesneyi anlamak lazım, yastık yerinden bakmaya başlayınca duruma, n’olur? Onun da rahat edebileceği bir açıya çevirirsin yastığı, zira yastığın ne yazık ki böyle bir gücü yok. Daha önce niye yastığın yerini değiştirmedim ki pişmanlığı, bakın bu da can acıtabilir. Çünkü bu yastık değiştirme işlemi, aynı zamanda senin de konforunu sağlar. Onun yerine kalkıp yürümeyi, belini şöyle bir rahatlatıp gelmeyi tercih etmek ya da yastığı değiştirip, aynı yere yeni yastık koymak çoğunluğun yaptığı ilk şey zaten, üzülme kovboy.

Her boku anladığını düşündüğü zamanlar oluyor insanın, bilirsin genelde ergenken gelir bu haliyet-i ruhiye. Her insanı çözebilir, her insanı kavrayabilirmiş gibi hisseder insan. Hayır, bu mümkün değil. Fakat yaşça büyüse de hala var böyleymiş gibi yapan yavşaklar. Onların amlarına koyayım. Çok ayıp ediyorlar, farkında bile değiller.

Bir insanı tanımak çok karışık bir iş. Çünkü insanın bizatihi kendisi çok karmakarışık bir yapıya sahip, en sarhoş halini düşün, en naif halini düşün. En güzel, en çirkin halin. En anlayışlı, en sinirli, En en en… Bu enlerin arasında bir de o kadar çok farklı tonlar var ki… Bir insanın bu kadar çok değişkenini anlamak ve doğru tespitlerde bulunmak çok güç bir şey. Karşımıza aldığımız her insana, üst perdeden bir bakış, bir mizaç takınabiliriz ama anlamak öyle bir bok değil. Harfler bile bu kadar karışıkken insanları anlamak…

Önceki İçerikBDSM Kalıplardan mı İbaret
Sonraki İçerikGöt Kadar Pencere #1
İlişkilerimde zihinsel ve fiziksel dominasyonun olması gerektiğini düşünen biriyim. 2008-2009 yıllarından bu yana BDSM içerikli ilişkiler kuruyorum. Birçoğunuz gibi, ben de dışarıda bu yönünü belli etmeyenlerdenim. Yaşadığımız toplum, çıplak heykellere taşlar ve sopalarla saldıran bir toplum maalesef, anlamalarını beklememiz en iyi ihtimalle aptallık olur.