İkinci Suspension Shibari Deneyimim

0

Her zaman hayalini kurduğum bir deneyimdi suspension shibari. Efendim zaten bu konu üzerine çokça yazdığı için ben kendi deneyimimi, bende neler uyandırdığını paylaşmak
istedim sizlerle.

İlk deneyimler gerçekten en heyecanlıları oluyorlar. İple bağlandığımda sorunsuz
durabilecek miyim? Ya dayanamazsam? Bunun gibi sorular hep aklımdaydı işte.
Gerilmeme sebep olan şey de buydu zaten. İplerib Efendim ile kesmeme izin verilmişti.
Bu beni daha da sakin kılıyordu. Yanımdaki kişi öylesine bir şey denediğim biri değil,
beni ve sınırlarımı çok yakından tanıyan bir insan. Bunu düşünerek tatlı bir heyecan
bıraktım sadece kendime.

İpler olduktan ve Efendim şarkı açtıktan sonra, sırası gelmişti. Arkada oral seks
yapılabilecek bir liste çalıyor ve ben sakin kalmaya çalışıyorum. Odada mumlar ve
tütsü yakılı. Efendim emrediyor yere oturmam için, altımda bir yastık. Efendim
çiçeklerine bile çok iyi bakar, o kadar düşünceli ki benim göğüsümü bağlarken
bacaklarım çok ağrımasın diye oturmama izin vermişti yastığın üstüne.

Derin derin nefes alıyordum ipler sararken beni. Efendim’in nefesini duyuyordum
kulaklarımda, tüylerim diken diken. O ana bırakıyorum kendimi. Efendim beni iplerle
sararken tarif edemeyeceğim şeyler hissediyorum. O tavandaki askıya baka baka
bugünü düşlüyordum hep. Şimdi ise o andayım. Ben düşüncelere dalarken Efendim’in sesini duyuyorum:
-Askının altına geç.
Emredersiniz deyip geçiyorum, kalbim atmıyor gibi hissediyorum. Rüya mı acaba bu diye düşündüğüm çok oldu. Ellerinizin, ayaklarınızın bağlanması, o çaresizlik hissi ve teslim olmanın vücut bulmuş hali olmak, bunlarla ayrıca her bir ipin sizi bağlamasında hissettiğiniz o duygular. Daha yakın olmak, nefes alış verişlerini takip etmek ve en sonunda yükselmek..

Tek bir çekişle ayaklarınız ya yarım basıyor yere ya da basmıyor. İlk saniyelerim genellikle baş dönmesi ile geçiyor o da sanırsam bir anlık adrenalinin çok daha fazla yükselmesinden. Efendim soruyor bana:

-Bir yerde ağrın var mı? Sıkan bir yer var mı?
“Hayır Efendim” deyip gülümseyebiliyorum sadece. Ben orada değilim sanki, yolumu, köleliğimi düşünüyorum.

Efendim mola vermek ve sigara içmek için oturuyor. Ben ise havadayım. Gülümsüyorum, keşke hep bu anda yaşayabilsem. Orada dururken suspension shibari denemenin mutluluğu ve gururu var içimde. Efendim geliyor yanıma. İşinin henüz bitmediğini söylüyor benimle. Daha da mutlu oluyorum. Ellerimi öne doğru bağlıyor ve tamamlıyor beni. Yüzündeki gülümsemeyi görüyorum, iyi ki buradayım, iyi ki size aitim diye geçiriyorum içimden.
İplerle beklemek tahmin ettiğimden daha zor, çok bekleyince belli bölgelerde ağrım
oluyor ama bunlar tatlı acılar ve deneyimsiz olmamdan kaynaklı normal.

Efendim birkaç fotoğraf çekip bu günü ölümsüzleştiriyor. Benden daha mutlusu olabilir mi
şimdi? Beni döndürüyor, halimi soruyor Efendim.
-Çok iyiyim Efendim, teşekkür ederim Efendim.
O anki duyguları açıklayabilmem imkansız, maalesef ki tek diyebildiğim şey teşekkür
etmek oluyor. Çözüyor Efendim beni. Teşekkür ediyorum birçok kez. Gözüm şarkıya
takılıyor ve dinleniyorum.
Bağlamanın her zaman zor olduğunu düşünüyordum ama bağlı olan olmak daha
kolaydır diye düşünmüştüm hep. Zamanla gelişecek olması beni mutlu etse de keşke
daha fazla kalabilsem ki Efendim beni öyle daha fazla görebilse diyorum.
Bunlar günlüğümden yola çıkarak yazdığım şeyler, şuan bile o heyecanı tekrar yaşıyorum.

Köle adayı