Lüle Köle

BDSM Hikayeleri
Küçük bir semtin kötü badanalı bir evinde, bir kaç kadeh şarap tükettik o gece, o dönemin güzel kadınıyla.

Köle; saçları lüle, teni buğday, gözleri yeşil, hoş bir kadındı. Hem hoş, hem de çok boş olmayan, sohbeti güzel fazla kadın yok ortalıkta. Bu yüzden, daha sonra tek gecelik değil, ayda birlik bir kadın olacaktı.
Kendisi tam zamanlı ilişkilerden korkan ama içindeki güdüyü de kendi başına baskılayamayan biri olduğu için iletişim kurmuştu. Bu ilk görüşmede, o iletişimin ardından geldi.

Tek gecelik deneyimlemeye karar veren kölelere, temel duruş, pozisyon, hitap eğitimlerinin hiç birini vermiyor, veremiyorum. Zaten adı üstünde tek gecelik. Kabaca nasıl davranacağını, ya buluşmadan önce ya da buluşmanın ilk dakikalarında aktarıyorum. Hepsi bu.

bdsm hikayeleri

Kadeh bitti o doldurdu. Kadeh bitti o doldurdu. Bir an beni sarhoş edip kötü emellerine alet edecek diye düşünmedim değil. Sonunda şişe bitti, dolduracak bi’şey de kalmadı.
Ayağa kalktım, “otursana yanıma yaa” dedi, alkolün de etkisi ile.
Yanına yaklaşıp ellerimi saçlarına götürdüm, okşayacağımı düşünüp, başını yana yatırdı. Fakat öyle olmadı, lüle saçlarını elime dolayıp, odanın ortasına kadar sürüklemeye başladım ve bıraktım.
Karşısına geçip oturdum. Elime de boş şarap kadehini almış onunla oynuyordum.
Yanıma gelmek için izin istedi. Yerinde kalmasını söyledim. Sadece gözlerimi dikmiş izliyordum.
Kalk dedim, kalktı.
Eteğinin altındaki şu siyah çorapları çıkartmasını söyledim. Yaptı.
Dön! Dedim sessizce, anlamadı. Tekrarladım sakince. Döndü.
Duvara doğru gitmesini, bir adım kala durmasını söyledim. Titreye titreye yürüdü.
Ellerini duvara koyup, yanağını da duvara yaslamasını söyledim. Çok sakin hareketlerle onu da yaptı.
Biraz zaman geçtikten sonra sanırım duvarın soğukluğu, yanağını hafif hafif hissizleştirmeye başladı.
Ayağa kalktım, yanına yaklaştım, o lüle saçları bir kez daha elime dolayıp kulağına yaklaştım.

bdsm hikayeleri

Bir elimle saçından tutup yüzünü iyice duvara bastırırken, diğer elimi hali hazır havada bekletip “sesini çıkartma, gık dediğini duymayacağım.” dedim ve havadaki elimi kalçasına indirdim.
Ben indirdim o içine çığlık attı, Ben indirdim, o sustu. Kalçaların her yeri, pembeleşinceye kadar tokatlandıktan sonra.

Geçip oturdum koltuğuma ve odada ki masanın üzerini tamamen boşaltmasını istedim.
Büyük bir istekle masanın üzerini boşaltmaya başladı. Masayı temizlerken ara ara sağ elini kalçasına götürüp dokunuyordu. Acısı geçmemiş olsa gerek.

Kısa sürede masayı boşaltıp önüme geldi. -Yaptım efendim. dedi.
-Üstündeki t-shirtü çıkart.
-Emredersiniz efendim.
-Sütyenini çıkart.
-Peki efendim
-Şimdi eteğini çıkart.
-Peki efendim.
-İç çamaşırını da.
-Hemen efendim.

Biraz bekledim. Sadece rahatsız edecek şekilde gözlerimi diktim.
Bir süre sonra, -Efendim şey masa.. gibisinden bir şeyler mırıldandı..
Git uzan o masanın üzerine sırt üstü dedim.
4 adım mesafedeki masaya koşarak gitti, hızlıca uzandı.
Kıpırdamadan beklemesini söyledim.

Sırt çantamdan, iki klips ve bir kaç mandal çıkartıp yanına yaklaştım. Masanın üzerinde 20li yaşlarda pürüzsüz bir teni olan, uzun boylu, güzel bacaklara sahip bir kız yatmış, gözlerimin içine bakıyordu. O an ne düşünüyordu bilemiyorum ama suratına bir tokat ineceğini düşünmediğine eminim.

Afalladı fakat sesi çıkmadı.
Elimdeki klipsleri, göğüs uçlarına takıp ağır adımlarla bir tur attım etrafında.
Canı yandı fakat yine sesi çıkmadı.
Etrafında tur atarken, ayak bileklerinden bacak aralarına kadar parmaklarımı gezdiriyor. İyice bir inceliyordum kendisini. Bu inceleme sırasında bacakların arasındaki bölgede biraz fazla oyalanıyordum. Bu sebepten dolayı bir süre sonra dudaklarını ısırmaya başlamıştı.
Başlamıştı ki, vajinanın iki dudağına birer mandal sıkıştırıp, çekildim. Sesi çıkar gibi oldu, “şşşt” uyarımla tuttu kendini.
Bacaklarını aralamasını söyledim. Biraz araladı fakat araladı denemez ona.
Bacaklarının arasına geçip, ayak bileklerinden tuttum ve yırtarcasına ayırdım ikiye.
Ufak çapta bir çığlık geldi bu defa. Yüzüne doğru gittiğimde gözlerini sımsıkı kapatmış, gelecek tokatı bekliyordu. Yanaklarını biraz okşayıp rahatlattım, gözleri açılınca ise tokat geldi.

bdsm hikayeleri

-Özür dilerim, efendim. Dedi.
-Dileme, bekle! Dedim, 4 parça uzunca ip parçası aldım ve yanına döndüm.
Ellerini ayaklarını bağlarken hala özür diliyordu. Susmayacak gibiydi, ağzını da bağlattırdı bana.

İplerle işim bitince bir sandalye çekip, karşısına oturdum. Eh yoruldum.
İyi misin? Diye sordum, başını sallayarak cevap verdi.
Bi sigara yaktım, kül tablasını bacaklarının arasına koyup, vajinasına dayanacak kadar ona ittirdim.
Zaman zaman vücuduna, zaman zaman kül tablasına dökerek, bitirdim sigaramı.

Ayağa kalktım. Boşu boşuna çırpınarak kendine zarar vermemesi için uyardım. Arkamı döndüm, kapıdan çıktım ve gittim.
45 dakika kadar sonra geri döndüm, Yiyecek bi’şeyler almaya gitmiştim. Kapıyı açıp içeri girdiğimde, kafasını kaldırabildiği kadar kaldırıp, göz ucuyla ve aşırı bir korku ile kapıya bakıyordu.

Yaklaştım, iplerini sakin sakin söktüm ve poşeti uzattım. Poşeti almadan, ağlayarak sarıldı. Saçlarını okşayarak, masayı hazırlaması gerektiğini, acıktığımızı söyledim.
Yemekler yenildi, gereken aktivitelerin hepsi layıkıyla yapıldı. Güzelce vedalaşıldı.

Sevgiler.
Not, bu blogta okuduğunuz bütün bdsm hikayeleri gibi, bunda da kölenin kişisel bilgileri açık edilmeden kaleme alınmaya özen gösterilmiştir.

[Toplam:813    Ortalama:4.4/5]
Köle adayı