Nefes al, tut, ver!

BDSM Hikayeleri
Ve gözlerinin bağını açtım.
En az +38 derecedeydik ve titriyordu. Henüz 4. görüşmemizdi, yeniydi yani kadın ve her adımını heyecanlı atıyordu.
Elleri arkadan dirseklerine kadar bağlı. Son 17-18 dakikadır da gözleri kapalı bir şekilde, aralıksız oral seks yapıyordu. Nefes alış verişi dolayısıyla iyice bozulmuştu.

bdsm bondage

Gözlerinin bağını açtığımda; makyajı akmış, ter birikmiş ve çok hızlı nefes alıp vermekteydi.
O gün, nefesini düzenlemeyi öğrenmek için yanımdaydı.
Ellerimi başına koyup, dizlerinin üzerindeki genç kadının beline doğru uzanan saçlarını biraz okşadım. Parmaklarımı, yanaklarında ve dudaklarında gezdirip, çenesinden kavradım. Kendi bedenimi ayağa kaldırırken, çenesinden tutulan kadın da ister istemez kalktı ayağa benimle birlikte.
Biraz daha hızlandı nefesi.

“Şşş” diyerek, odanın diğer ucundaki tekli koltuğa kadar, ağır adımlarla götürdüm.
Koltuğa üç adım kala durdum, ellerinin bağını çözdüm ve onu orada bırakıp koltuğa geçtim.
Oturdum ve olduğu yere çökmesini söyledim. Çöktü.
bdsm hikayeleri

Elleri bacaklarının üzerinde, bacakları biraz ayrık, omuriliği ve boynu dik fakat gözleri yerde olacak şekilde ağır ağır girdi pozisyona.

Nefesi biraz toparlanmış olsa da, hala normal değildi. Koltuğun hemen yanında ki kamçıyı elime alırken, gözleri hafifçe kaydı yukarı doğru. Sadece “şşş” dedim ve durdum. Fakat, göğüs kafesinin kabarışı gözle görülür şekildeydi.

Daha önce canını çok fazla yakmamıştım. Aslında yine çok fazla yakmayı düşünmüyordum.
“Gözlerini kapat.” önce kapattı, sonra “emredersiniz Efendim” dedi.
O görmese de gülümsedim.
Gözleri ve elleri bağlı olmayan ama kıpırdamama konusunda çok istikrarlı olan bu kadınla, biraz havadan sudan sohbet ettik.
Ardından kendisine uygun bir mantra verdim ve telkinde bulundum. Artık gözleri kapalı bu kadın bambaşka bir alemdeydi. Söylediklerimi gözünde canlandırdığında bazen tebessüm ediyor, bazen dudağı titriyordu fakat genel olarak rahattı. Ayağa kalktım, kalktığımı hissetmedi bile.
O sadece sözlerime odaklanmıştı.
Arkasına kadar geldim. Etrafında dönüyor bir yandan da konuşmaya devam ediyordum.

Durdum ve kamçının ucunu köprücük kemiğine yasladım. Kamçıyı oradan çekmeden yürümeye devam ettim.
Gözünde canlandırması gerekenleri söylemeye devam ediyor bir yandan da yürüyüp, kamçıyı omzunda, boynunda ve sırtında gezdiriyordum.

Arkasında iken kamçıyı kuyruk sokumuna kadar indirip, çöktüm arkasına.
Ellerimle saçlarını sağ tarafa doğru atıp, sol kulağına doğru eğildim.
“Nefesini al. al, al, al.”
“Tut, bekle, bekle, bekle,”
“Ver.”
Bir yandan tekrar tekrar bunu yaptırıyor ve doğru yapıp yapmadığını en yakından gözlemliyordum. Bir yandan ise, sırtında parmaklarımı gezdirip, diğer elimdeki kamçıyı ise vücudunun farklı noktalarında gezdiriyordum.
Kamçı her yeni noktaya dokunduğunda, nefesi anlık değişiklik gösteriyor ve hemen toparlıyordu.
Her toparlayışında kulağına bir “aferin” alıyor ve devam ediyordu.

Bir süre sonra dokunuşlar artık nefesini bozmamaya başladı. Her şey çok stabil gözüküyordu.
Karşısına geçtim, tekrar çöktüm.
Artık nefes alış verişleri için yönlendirmiyordum. Rayına girmişti.

“Şimdi bacaklarını kalçanın altından çıkartıp uzat, iyice de arala. Masturbasyon yapacaksın.”
“Emredersiniz Efendim.”

Hızla yaptı, ki ben hızlı pozisyon değişimlerinden hoşlanmam.

“Gözlerini kapat. Dokun.”

O kendine dokunurken ayağa kalkıp göz bağını almaya gittim. Tekrar bağladım gözlerini.
Gözlerin istem dışı yollarla kapatılması her zaman nefesi değiştirir. Bilinmezlik, hem heyecan hem korku verir.

Yavaştan hızlıya doğru daireler çiziyordu bacaklarının arasında. Durmasını söyledim.
Çok güzel geçen bu seansın ödülünü verecektim kendisine, kendisi henüz bilmese de.
Ellerini arkaya doğru götürüp yerden destek almasını söyledim ve bacaklarının arasına kendi ellerimi götürdüm.

bdsm hikayeleri
Nefes alışverişleri nispetten bozulmuş olsa da artık benim için kısmen bitmişti seans ve bu kadar esnekliği hak ediyordu.
İlk dakikalar 10 saniyede bir “teşekkür ederim” kelimeleri, bir süre sonra inlemelere, inlemer bir süre sonra hırlamalara döndü.
Gözlerinin kapalı olmasından dolayı, karşısındakini göremeyip kim olduğunu unutması olsa gerek. Bir de orgazma ramak kalmasından dolayı da olabilir. Üslubu bozulup, “teşekkür ederim” ler “daha hızlı” direktiflerine dönüşmeye başlayınca, ödülü de cezaya dönmek zorunda kaldı.
Bacaklarının arasındaki ıslak elim, yukarı doğru tırmanıp saçlarının arasına girdi.
Saçlarından havaya kaldırıp, sandalyeye oturtturdum.

Saçlarını bir saniye olsun bırakmadan kamçıyı diğer elime aldım.
O, özür dilemeye başladı. Ben, susmasını söyledim.
Kamçı göğüslerine her çarptığında, sessizliği bozuldu. Her defasında sessizliği biraz daha bozuldu.
Tekrarladım.
“Sessiz ol.”
Sıktı dişlerini kadın. “Özür dilerim” diye miyavladı ve bir daha ses çıkartmadı.
Çok uzun sürmedi göğüslerinin hırpalanması. Geçti.

bdsm hikayeleri

Her şey bittiğinde dizlerime sarılmış, dolu gözlerle gülümseyen bir kadın vardı. Makyajı yüzünden biraz pandaya benzemişti. Sevimliydi yani.
Çok uzun bir süre, üslubu yüzünden ikaz etmeme gerek kalmadı kendisini.

Sevgiler.

Not, bu blogta okuduğunuz bütün bdsm hikayeleri gibi, bunda da kölenin kişisel bilgileri açık edilmeden kaleme alınmaya özen gösterilmiştir.

[Toplam:756    Ortalama:4.5/5]
Köle adayı