Sarhoş Notları Vol: Bilmemkaç

0

Günlerden, Yılmaz Erdoğan’ın “Her şey yapılabilir beyaz bir kağıtla” sözünü neden yazdığını fark ettiğim gün. Adam kâğıda bakmış bakmış giriş cümlesi bulamamış belli ki.

İşte o gün, o asidi kaçmış kolayı içip Ferdi Tayfur dinlerken fark ettim ki…
Şaka şaka, tabii ki elimde bourbon viskim, fonda Bon Jovi ve masada da bonibon varken fark ettim. Fark ettiniz mi bilmiyorum, konu artık neyi fark ettim değil, nasıl fark ettim.

Neyi fark ettiğimiz de pek tabii çokça önemlidir; fakat nasıl fark edeceğimizi öğrenirsek, fark etmek artık çocuk oyuncağı olacaktır! Beylik lafımı da satır arasına sıkıştırdığıma göre…

Gün, o gün işte, bi’ şeyleri fark etmeyi nasıl fark edeceğimi fark ettiğim gün. Evet sizi “fark etmelere” boğacağım.

Zeytini ele alalım mesela, zeytin farkında mıdır ki ondan yağ mı yapacaklar, sabun mu? Başına ne geleceğine dair bir isteği de yoktur, fikri de. Bu ne şimdi amına koyayım, örnek mi? diyenleriniz var, duyuyorum. İşte, zeytin olmak istemediğimi fark ettiğim gün yazmaya başladım buraya. Ne olmak istediğini fark etmek bir mesele, bunu kabullenmek başka bir mesele. 11 yıl önce bugünlerde, “hasta mıyım lan ben acaba” diye kafamda deli sorular varken. Bugün, bu soruyu kendine soranlara ışık tutabiliyor olmak bla bla bla… Yok öyle armut piş ağzıma düş. Gidin odanın köşesinde kendi kendinize fark edin kendinizi siz de.

Ha tabii tüm bunları fark ettikten sonra, peşinden gitmek, onun yolunda yürümek, en uzun mesele. O, birkaç boş a4’ün harcı değil. Ciltler lazım olacaktır; ama benim uykum var.

Sevgiler.

Köle adayı