Türkiye’deki BDSM’de Pygmalion’giller

0

Pygmalion, günümüz Kıbrıs’ının bulunduğu bölgeye tekabül eden, antik Yunanistan’da yaşayan bir heykeltraştır. Özene bözene bir heykel yapar; fakat bir süre sonra Pygmalion evinde tuttuğu bu heykelin yanına giderken, çiçekler alır. Bir süre sonra iyice zapıtır mücevherler falan alır. Onu güzelce giyidirir, süsler, sohbetler eder, bu heykelin karısı olduğunu düşünür ve ona aşık olur. Bu yalanı o kadar süre devam ettirir ve etrafı gerçekten o kadar öyleymiş gibi dizayn eder ki kendi uydurduğu bu yalana kendi de inanmaya başlar bir süre sonra.

Afrodit ise Pygmalion’un bu durumuna içerler ve biraz da heykelin kendisine benzemesinden dolayı heykele hayat verir. Bu heykelin adı Galatea’dır.

Maalesef Türkiye’deki BDSM‘de -başka ülkelerde nasıldır bilmiyorum- modern Pygmalion’lar gün geçtikçe artmakta, bölünerek çoğalmakta, eşeysiz üreyen salyangozlar gibi istila etmekteler. Psikolojiye de Pygmalion etkisi olarak geçen bu tanım, gözlemleyebildiğim kadarıyla sözde BDSM kültürü içerisindeki kişilerde adım adım şu şekilde gerçekleşiyor.

  • Sosyal medya hesapları açılması. (Check)
  • Websitesi/blog açılması. (Check)
  • Benim 10 yılda oluşturabildiğim içeriğin 2 günde oluşturulması. (Check) -Bunlar ultra süper insanlar daha doğrusu tanrısal varlıklar olduğu için bu hızın normal karşılanması gerekiyor-
  • 10 yıldan fazla bu işle ilgilendiğinin iddia edilmesi. (Check)
  • Youtube’dan shibari, bondage tutorialları izleyip öğrenilmesi. (Check)
  • Bunların, birilerinin üzerinde amaçsız ve nedensizce uygulanması ve halka arz edilmesi. (Check)
  • Daha önce böyle bir şey yaşamamış olduğu için, ultra erken ejakülasyona mantıklı bir bahane bulunması. (Check)
  • Birden fazla web sitesi ve sosyal medya hesabı açıp, oralardan kendini övmesi ve kendinden alıntılar yapması. (Şizofreni başlangıcı check)
  • Rakip olarak gördüğü kişi ve/veya kişilerin fütursuzca karalanması. (Check)

Tüm bu adımlar gerçekleştiğinde hatta genelde adımların yarısına gelindiğinde Pygmalion etkisi başlıyor ve “birkaç kadın bulurum belki” çaresizliği ile çıkılan bu yolda söylenen yalanlara kendisi de inanmaya başlıyor.

Gerçek şu ki bizim dünyamızda Afrodit hiçbir zaman gelmeyecek ve inandığı bu yalanları gerçek kılmayacak. Onlar hep yalan olarak kalacak. Bu ülkede çiftlik bank gibi yapılara yıllarca kananlar bunlara neden kanmasın ki? Bunu çok da fazla sorgulamıyorum ama okuyucularımı yıllardır BDSM konusunda bilinçlendirmeyi kendime görev bilmiş,
“yönetim”
“kadro”
“editör”
“panel”
“yarak”
“kürek”

gibi birbirinden gereksiz terimler kullanmadan, tek başıma, bu konuya merakı olanları bilinçlendirmeye çalışmış biri olarak. Bu konuda uyarıda bulunmamayı, yıllardır okuyan kişilere ihanet olarak saydığım için; bu koduğumun Pygmaliongilleri hakkında belli başlı şeyleri özet geçmeye çalıştım.

Sevgiler.

 

Köle adayı